Sizi Arayalim
×
Sizi Arayalım
  • Ad Soyad*
    0
  • Telefon*
    1
  • E-Mail*
    2
  • Konu*
    3
  • 4

Aşk’la Yemek!

by / Salı, 20 Ocak 2015 / Published in İletişim, Kişisel Gelişim, Koçluk

Aşk! Yüzyıllardır insanoğlunun başına gelen en güzel şey. İnsanı gençleştiren, güzelleştiren, zihnini açan, dünyasını değiştiren, ayaklarını yerden kesen, kimi zaman uykularını kaçıran ve hatta aptallaştıran duygular toplamı.
Neden aşık olur insan? İhtiyaçtır aşk çünkü, insanın mutlu olması, yaşadığını hissetmesi için önemli bir ihtiyaçtır. Tıpkı yemek gibi. Yemek de bir canlının hayatta kalabilmesi için en önemli ihtiyacıdır. Yapılan araştırmalara göre normal bir insan yemek yemeden 6 gün, su içmeden 3 gün yaşayabiliyor. Gerçi günümüzde artık nefesle beslenenler bile var ama şuan konumuz yemekle beslenenler.

Peki yaşamak için yaptığımız bu eyleme gerekli özeni gösteriyor muyuz? Hiç dikkat ettiniz mi? Karın doyurmak için mi, yoksa ağzınıza attığınız herşeyin mükemmel bir dizi işlemden geçip size kan, kas, yağ, doku, organ olarak katıldığını bilerek mi besleniyorsunuz? Evet, yediğimiz içtiğimiz herşey bedenimize dönüşüyor 24 saat içerisinde. Bu nedenle “ne yersen o’sun” diyor uzmanlar. Bol karbonhidratlı, ağır, kimyasal işlem görmüş gıdalarla beslendiğinde duyduğun ağırlık belki de bu yüzden.

Bugün ne yediğinle oluşturuyorsun bedenini ve elbette nasıl yediğinle. Kıtlıktan çıkmış gibi silip süpürüyor musun ne varsa önünde, yoksa her lokmanın tadını mı çıkarıyorsun? Hiç düşündün mü? Nasıl oturuyorsun masanın başında? İki büklüm oturup sıkıştırıyor musun mideni yoksa? Yemek yerken stresli misin yoksa rahat mı? Peki kimlerle paylaşıyorsun bu özel zaman dilimlerini?
Tabağında ne olduğu mu yoksa televizyondaki program mi dikkatini cezbeden? Televizyon karşısında ya da birşeyler okurken yenen yemeklerin daha hızlı kilo aldırdığına dikkat çekiyoruz sıklıkla. Hele ki çocuklar için büyük tehlike!

Fen derslerinde öğretilir, “sindirim ağızda başlar”. Evet karbonhidratların sindirimi ağızda başlıyor. Yediklerinin sindirilmesi için onlara gerekli zamanı tanıyor musun acaba? Yoksa doğruca mideye mi gönderiyorsun? Çabuk çabuk ve çok çok yiyip, yemekten sonra “yine ağırlık çöktü” diye yerinden kalkamayanlardan mısın? Hemen her öğünde tıka-basa, iri lokmalarla ve yeteri kadar çiğnemeden yenen yemeklerin ihtiyaç fazlası tüketime neden olduğu aşikar. Açlık bastırmak için aralarda atıştırılan abur-cuburların-ki genellikle karbonhidrat ağırlıklı ve yağlı ürünlerden oluşurlar- ne derece faydalı olduğu muamma, peki neden saldırıyoruz onlara acaba?0

Yanlışlar net, ya doğrular? O da basit aslında. Öncelikle nasıl yediğine dikkat etmek gerekli. Masanın başına geçtiğinde birazdan yiyeceklerinin bir süre sonra bedenine dönüşeceklerini bilerek seçmek sağlıklı beslenmek için atılacak önemli bir adım. Mümkünse yalnız yeme yemeğini, etrafında sevdiğin insanlar olsun. Yemek yerken keyifli bir şeylerden bahsetmek en azından sıkıntı veren ve seni strese sokan konuları açmamak güzel bir yol olabilir ve tabii stresli konuları yemekte düşünmemek de. Yemeğe başlarken mümkünse küçük bir parça tuz kullanabilirsin ki sindirim için ağızda salgılanan sıvıların miktarı artsın. Ağzına ilk lokmayı atmadan önce kokusunu duy şöyle birkaç saniye için kapatıp gözlerini ve ilk lokmada yemeğin tadını hisset, tadı-tuzu nasıl, lezzeti, baharatı, sıcaklığı nasıl? Küçük lokmalar halinde ve iyice çiğneyerek sindirim yükünü midenden almak hem daha az yemene hem de midenin daha az yorulmasına neden olacaktır.

Farkına vararak yediğin her yemekte bedeninin ihtiyaçlarını biraz daha anlıyor olacaksın. Aşkla yediğin zaman emin ol; yediklerin de, bedenin de fark edecek değişimi. Yemek aşkı işte o zaman sağlığa dönüşecek.

Beslenme Koçu Ece Benligiray

TOP