Sizi Arayalim
×
Sizi Arayalım
  • Ad Soyad*
    0
  • Telefon*
    1
  • E-Mail*
    2
  • Konu*
    3
  • 4

Çocuklarımıza Vereceğimiz En Büyük Hediye

Çocuklarımız, o minik sevimli insanlar, neden onları bu kadar çok sever ve onlara kıyamayız?

Çünkü onlar hep masumdurlar ve bizim verdiklerimizle şekillenecek, yetişkinler olacaklardır. Bu da bize çocukların gelecekteki yapılanmalarının tamamen bizim sorumluluğumuzda var olduğunu hatırlatır.

Çocuklarla ilişkimiz anne karnında başlar. Bu sorumluluğun ne kadar derinlerde olduğu bilmek, ne kadar üzerimizde baskı yarattığı konusunda yetişkinleri anlayarak onların bu sorumluluğuna eğitimle liderlik etmek ve hayatlarını bu alanda kolaylaştırmak için hizmet etmek en yüce görevdir.

Eğitimci olma motivasyonumu arttıran ve eğitimin gerçek sorumluluğunu bana öğreten küçük oğlum Arda oldu. İnsanların davranışlarını anlamaya ve deneyimlemeye çalışırken bir de anne olarak çocuğumla nasıl bir iletişim içerisinde bulunursam onu geleceğe en iyi şekilde hazırlayabilirim sorusunun gözümün önünde patlaması ile gerçekleşti herşey.

Daha henüz küçücük bir noktayken annenin yaşadıkları ve etrafta olan bitenlerin yaydığı enerjiyle kendi yapısını şekillendirir ve oluşturmaya başlarlar. Bu yüzdendir ki biz eğitimciler çocukların eğitimlerinde bu kriterleri de göz önünde bulundurarak eğitim modelimizi belirlediğimizde onlar için en yüksek faydayı sağlayabiliriz.

Çocuklar her türlü bilgiyi ve veriyi almaya hazırdırlar. Çocukluğundan beri öğrendiği, yaşadığı, şahit olduğu her şeyi biriktirir ve tüm hayatlarına bunu yayarlar. Geçmişteki bu referansların etkisi ile hareket ederler. İşte bu noktada anne baba olarak bizler çocuklarımızı mutlu birer insan olarak görmek için, çocuklarımıza nasıl davranmanın ve hangi yöntemlerle bu temelleri oluşturmalarını sağlamanın bilgisine sahip olabilirsek bu alanda hayatımızı ne kadar da kolaylaşır? Bu onlara lüks bir okul veya lüks bir hayat tarzı sunmanın ne kadar ötesinde öyle değil mi?

Şimdi bu noktada çıtayı fiziki şartlardan ötesine taşırken, başarırken, yüzleri gülen çocukla sonrasında mutlu olmayı öğrenmeye çalışan yetişkinler olmamak için, mutlu bebek, mutlu çocuk, mutlu genç, mutlu yetişkin, alışkanlığını kazandırmak olmalı bizim hedefimiz.

Her çocuk doğduğunda her şeyi yapmaya, başarmaya hazırdır. Bizler anne babalar olarak kendimizde beslediğimiz korkularımızı, başarılarımızı, hedeflerimizi yani kısaca tüm duygularımızı onlara aktararak, o her şeyi başarabilecek güçte olan çocuğumuzun kaynaklarını ve engellerini belirleriz. Bütün bu bilgiler ışığında artık bizim odak noktamız SBS’deki hedefini tuttururken ya da tutturmaya çalışırken bu başarıyı tüm hayatına aymasını sağlamaktır.

İşte bizim hedefimiz ve amacımız anne baba olarak başarırken yüzleri gülen çocuklar yetiştirmektir.

Büyüdüklerinde çocukluktan bu yana her türlü sevgi, cesaret, özgüven, dram vb gibi deneyimleri hayatlarına yön verir. Birimiz yolda gördüğümüz bir köpeği bir canavar olarak görürken diğerimizin aynı köpeğe sevgiyle bakması bunun en büyük ispatıdır. Bu gerçeği ilk öğrendiğimde çocuklarla konuşurken yani daha doğrusu iletişim kurarken, vücut dilimizden kullandığımız kelimelerin çıkardığı ses tonuna kadar kurduğumuz iletişim önemini bir kez daha anladım.

Çocuklara verdiğimiz her mesaj eğitimlerinde önlerine birer engel ya da destek olarak şekillenecek ve onların birer düşünce parçası olarak eğitimlerinin birer parçası olarak kalacaktır.

Bu eğitimleri alırken hocalarımdan biri olan Erl MORRELL STİNSON‘ın bana söylediği şu cümleleri asla unutmayacağım ve bunu sizinle paylaşmak istiyorum:

“Çocuğunuza vereceğiniz en büyük hediye onun göz hizasına inerek ve gözlerinin içine bakarak söyleyeceğiniz; “Senin büyüdüğünde ne kadar başarılı ve mutlu bir çocuk olacağını çok merak ediyorum” cümlesidir.

 

 

TOP