Sizi Arayalim
×
Sizi Arayalım
  • Ad Soyad*
    0
  • Telefon*
    1
  • E-Mail*
    2
  • Konu*
    3
  • 4

Hayat mı Bizi Yönlendiriyor Yoksa Biz mi Hayatı?

by / Cuma, 09 Ocak 2015 / Published in İletişim, Kişisel Gelişim, Koçluk, Kuantum, NLP

Geleneklerimiz, yaşanmışlıklarımız, çocukluğumuzdan gelen tüm zihinsel tecrübelerimiz bizi ilk yönelttiğim soruya götürür yani hayatın bizi yönlendirdiğine. Yani bir senaryo vardır ve biz onu oynarız. Bu kainatta kesinlikle bir akışın olduğuna inananlardanım ama kimimiz bu akışa karşı kürek çekmekte kimimiz de etrafı izleyip sandaldaki yerinden suyun kendini nereye götürdüğünden bihaber. Hepimiz ne kadar farklı yaratılışlardayız, bu doğru bir tespit fakat hepimiz bu farklılıklarda hangi perspektifle hareket ettiğinin farkında? Önceleri nedenlerim o kadar çoktu ki, hala var elbette ki ;ama her birey varlıklarıyla bu dünyada o kadar farklı izler taşıyor ki…Birinin mücadeleciliği ağzınızı açık bırakırken diğerinin kılını kımıldatmayan umursamazlığından dem vurabiliyoruz ya da iyi huylular kötü huylular diye “kategorileştirdiklerimiz” var. Bu ne demek? Kimin huyu hangimize göre iyi ya da kötü. Örneğin; cebindeki son kuruşunu bir yoksulla paylaşan kişi diğeri için iyi huylu mu yoksa hesabını bilmeyen gereksiz davranışta bulunan biri mi? Ya da bana göre kötü yan komşum için de aynı mı? Hepimizin olaylara bakış açıları, çekirdek inanç dediğimiz defalarca aynı yaşanan olaylara karşı oluşturulan otomatik yargıları, büyütülüş biçimleri o kadar farklı ki.

Bir keresinde şunu okumuştum. Herhangi bir ırk ya da kültür farkı gözetmeksizin bir bebeği farklı bir yetiştirme tarzıyla tutucu bir din adamı ya da iflah olmaz bir hırsız yapabilirsiniz. Ne garip değil mi? Bu konulara eğilip aldığım eğitimlerde tüm zihin faaliyetleriyle bütünleştirdiğimde “evet zihnimizle herşeyi yapabiliriz ve o istediğimiz kişi ya da şey olabiliriz” yeterli derecede heyecan verici bir cümleydi. Önceleri bunu kişisel gelişim kitaplarının safsatası sanırdım. Ama bundan çok daha ötesinin olduğunu görmek doğru yolda olduğum inancını kuvvetlendirdi. Siz herhangi birşeye yeterli derecede adanmışlık gösterdiğinizde yani hayatınızın yegane vazgeçilmezi ya da ne biliyim zihninizde sahiden bunu duyumsadığınızda o şeye ulaşmanıza engel olacak hiçbişey yoktur. Bu konuları öğrendiğimde ne yani ben Virginia Woolf gibi iyi kitaplar yazabilir miyim diye dalga geçmiştim ama ütopik de olsa zihnim önce sahiden iyi bişeyler yazabileceğini biliyordu bunu zaten isterken yaptığı şeyin farkındaydı. Düşünsenize hiç ilginiz olmayan bişeyin hayalini kurup heyecanlanmak size ne kadar anlamlı gelir? Mesela su altında nefes tutmak ya da dalış, hayatımın hiç bir döneminde bana zevkli bir uğraş gibi gelmemişti hiçbir zaman da bu konunun en ufak bir ayrıntısının hayalini kurmak aklıma dahi gelmedi ama bu konuda isteğim olsa biliyordum ki hayatımın bir döneminde onunla karşılaşırdım. Sizin de hiç olmamış mıdır? Hayatınızda birşey istersiniz çok imkansız gelir, düşündüğünüzde zihniniz onunla ilgili olaylarla karşılaştırır sizi.

Kısacası size mesajlar gelir bunu kimimiz sanırım bu bir işaret deyip ilk adımını atmanın yollarını arar kimimiz de zihnindeki engellerle kendine engel koyar onu yapmak kim, ben kim diye sorar? Kime sorar? Zihninde ona yapamazsın diyen “engel efendisi“ne. Zaten onu dinleyip evet cevabını almayan kişi sonsuz konfor alanından ayrılmamış olur ve güvendedir artık. Ne bir yeni istek heyecanlandırır onu o rahat alanından başka ne de yeni hayaller. “İnsanlar kendi zihinlerindeki engelleri kaldırdıklarında istedikleri hedeflere ulaşabilirler. Bu cümle kulağa masal gibi gelebilir ya da kimimize göre “neden yapamıyoruz o halde Amerika’da doğsak daha mı kolay olurdu” yorumları bile duyduğum oluyor. Ama bu da kültür olarak kendimize koyduğumuz başka bir engel. İstediğimize ulaşmak gücünün bilinci insanda o kadar farklı bir güç yaratıyor ki artık istersem olabileceğimi biliyorum. Kültürünüz, geçmişiniz, karakteriniz ne olursa olsun inanmak sahiden size o kadar yardımcı bir güç ki.

Hepimiz çocukluğumuzdan hatta bebeklikten başlayarak farklı alıcılarla donatılıyoruz. Aynı evdeki iki kardeşin bambaşka taraflarına tanık olmuşsunuzdur. Hepimiz farklıyızdır ve algılarımız olaylara verdiğimiz tepkiler farklıdır. Ebeveynlerinden öğrendiği davranış büyük kardeş için gereksiz ve olumsuz olarak algılanırken diğer kardeş bunu hayatındaki en doğru davranış gibi alıp buna göre hayatını bakışını oluşturabilir. Büyürken öğrenirken zihinlerinde oluşturdukları yargılar yani zihinlerinde o olaylara koydukları tanılar olaylara bambaşka bir perspektifle bakmalarını sağlayabilir. Elindeki çöpün yere atılmasını ailesinde herhangi bir olay gibi gören çocuk için bu hareket oldukça normal sayılırken yan komşunun çocuğu için toplumsal bir ayıp olarak karşılanabilir. Çünkü yaşadığı tecrübeler o olayın ayıp olduğu yönündedir diğer çocuğun tam aksine.

Aslında demek istediğim; zihnimizde oluşturduğumuz tüm yargılar, yerleşmiş tüm davranışlarımız evet bizi biz yapmıştır onlarla bugüne kadar beraber yaşamaktan mutluysak sorun yoktur. Ama sevmediğimiz bazen “bu bana ait değil “dedirten taraflarımız var ya işte, tüm bunları değiştirebiliyoruz. Bu bir pazarlama sloganı değil zaten bunu yapacak olan da bir dış güç değil. Bunu yegane yapacak güç sizsiniz. Unutmayın sizi buraya getiren şey; daha ileriye götürmez.
Bununla ilgili teknikleri ve bilgileri bir sonraki yazımda paylaşıyor olacağım.
Nativa’dan sevgiler!

Kişisel Gelişim Uzmanı
Burcu POLATDEMİR

TOP